Mevlevi sikkeleri dünyanın dört bir yanından talep görüyor

Konya’da el emeği ile keçeden üretilen Mevlevi sikkeleri Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından talep görüyor.

Mevlevi sikkeleri dünyanın dört bir yanından talep görüyor

Konya’da el emeği ile keçeden üretilen Mevlevi sikkeleri Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından talep görüyor.

Mevlevi sikkeleri dünyanın dört bir yanından talep görüyor

Konya’da el emeği ile keçeden üretilen Mevlevi sikkeleri Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından talep görüyor.
Mevlevi dervişlerinin giydikleri, yüksek ve tepesi düz olan, Külah-ı Mevlevi olarak da bilinen Mevlevi sikkeleri, Konya’dan dünyanın dört bir tarafına gönderiliyor. Konya’da yaşayan 49 yaşındaki Fatmagül Girgiç, yıllardır el emeğini kattığı keçeleri yoğurarak onları sikkeye dönüştürüyor. Kendisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olduğunu ve Konya’da bu işi yapan tek kadın olduğunu söyleyen Fatmagül Girgiç, keçe sanatının geçmişlerinden kendilerine kalan bir miras olduğunu dile getirdi.
Çocukluğundan beri el sanatlarına çok büyük bir yatkınlığı olduğunu belirten Fatmagül Girgiç, bu yeteneğini gerek kazanç olarak gerekse hobi olarak devam ettirdiğini kaydetti. Daha sonra bir proje ile keçeyle yollarının kesiştiğini ve keçeye merak sardığını kaydeden Girgiç, “Aşk, sevda bir anda çok hızlı bir şekilde ilerleyebiliyor. Sizden bağımsız olarak kendi yolunu çok güzel çizebiliyor. Keçeyle benim aşkım da öyle oldu. Hızlıca ilerledik ve 2011 yılında atölyemi kurdum. 2011 yılından beri de atölyemde çalışıyorum. Bizim geçmişimizde Hazreti Mevlana, türbe, dedeler, çelebilere karşı büyük bir sevgi aşk vardı. Bu aşkın sonunda da bu şekilde keçeyle birleştirdik. Keçe çok farklı bir olaydır. Hem kültür mirasımızdır, hem sanatımızdır hem de bizim içimizi doyuran, bizi yetiştiren, bizi olgunlaştıran bir objedir” dedi.

“En az 3 günümüzü alıyor”
Mevlevi sikkesinin nasıl yapıldığını anlatan Fatmagül Girgiç, “Biz artık yünlerimizi kendimiz üretiyoruz. Koyunumuzdan aldıktan sonra kırpılan yünler temizlenip, yıkanıp, taranıp benim atölyeme geliyor. Atölyeme geldikten sonra bunları biz seriyoruz. Sonra suyla onları terbiye ediyoruz, ıslatıyoruz. Islattıktan sonra yoğurma dediğimiz işleme getiriyoruz. Yoğurmadan sonra pişirme dediğimiz işlem, yani yoğurmanın ikinci kademesi, artık yünler, kıllar sıkılaşmaya, birbirine tutunmaya başlıyor. Bunları bir araya getirip suyla sıkılaştırıyoruz. En az 2 saatlik bir yoğurmanın ardından kalıplama işlemimiz başlıyor. En son o da bittikten sonra, özel şeklini aldıktan sonra kurumaya bırakıyoruz. Bu yaklaşık en az 3 günümüzü alıyor. Ön aşamasını hiç saymıyorum; yani yünün taranması, toplanması, gelmesi değil, sadece hazır olup gelip başladığım andan satışa sunulması 3 gün sürüyor” şeklinde konuştu.

“Dünyanın her yerine satış yapıyoruz“
Hazreti Mevlana’yı görmeye, Mesnevi’yi tanımaya Konya’ya gelen ve onu benimseyen çok kişi olduğunu ifade eden Girgiç, “Onlar da giderken taşıyabilecekleri ya da kullanabilecekleri objeleri götürüyorlar. Bu yüzden artık, eskiden sadece giyim amaçlı yapılan obje şimdi hediyelik sektöre de dönüştü. Talepler çok güzel, gerek yurt içinden gerek yurt dışından, evinde onu buranın bir hatırası olarak taşımak isteyenler, götürmek isteyenlerin haricinde hala Mevlevilik çok tutuluyor. O yüzden dervişlerimize de yeni sikkelerimizi yapıyoruz, veriyoruz. Onun haricinde boy boy, en ufağından, 2 santiminden orijinal boyutuna kadar tüm boyu yapmaktayım. Ramazan ayı sonunda bayrama yakın ziyaretçilerimiz gelmeye başlar. O zaman satışlarımız biraz artıyor. Ama yılın 12 ayı biz destarlarımızın her boyunu dünyanın her yerine satışta bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum