Çağımızın Belası Kanser (1)
Hülya Tuğyan ÖZSÜMEN

Hülya Tuğyan ÖZSÜMEN

Çağımızın Belası Kanser (1)

Bugün, hayatının 10 yılını Amerika da geçiren, çok değerli bilim adamımız Seyit Yüzüak ile kanseri konuşacağız ve bu söyleşimizi iki sayıda yayınlayacağız.

Seyit Yüzüak kimdir?
Aslen Konya Meram ilçesinden ancak şahsen Mersin Merkez ilçesinden olan Seyit Yüzüak orta ve lise eğitimini Mersin İmam Hatip Lisesinde tamamladı. Ardından, dönemin meşhur 28 Şubat kararlarına rağmen en çok ilgi duyduğu ve istediği Biyoloji Bölümünü Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde 2004 yılında dereceyle tamamladı. Daha kaliteli, daha güçlü ve daha donanımlı bir akademisyen olarak devletin ve milletine hizmet etmek niyeti, amacı ve duygularıyla 2007 yılında memurluktan istifa edip Milli Eğitim Bakanlığından kazandığı yurt dışı lisans üstü bursuyla 2008 yılında Amerika'ya gitti. University of Alabama, Tuscaloosa’da bir yıllık dil kursu eğitimi gördükten sonra Mississippi State Üniversitesinde master derecesini 2010 yılında Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında aldı. Ardından 2018 yılında North Carolina State Üniversitesinde doktora derecesini bitkilerin sekonder metabolitleri ve metabolizmaları konusunda tamamlayıp 2019 yılında Türkiye'ye döndü. Halen aktif olarak Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. İlgi alanları, ilaç yapımında, gıda sektöründe, kozmetik ve  endüstride kullanılabilecek alternatif bitki sekonder metabolitleri, metabolizmaları, sentezi ve saflaştırılmasıdır.
Sosyal olarak da gerek Türkiye'de ve Amerika'da öğrenci birliklerinin kurulması ve faaliyetlerinde, kültürel etkinliklerin organizasyonunda, Türkevi etkinlikleri (örneğin, Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın kurmuş olduğu Türkevi)  ve ülke tanıtımı konularında etkin bir şekilde yer  almaktadır.
 Çağın belası kanser nedir? Nasıl oluşur? .Neden meydana gelir? Nasıl korunabiliriz?
Neredeyse bu kelime ile yatıp kalkıyoruz. Çok da tesadüf değil aslında bu kelimenin günlük hayatımıza girmiş olması. Tükettiğimiz gıdaların miktarı, türü, doğallığı, gıdalarımızı ne zaman ve nasıl tükettiğimiz, sinir uçları, en ufak bir kıvılcımda parlayan ruh halimiz, neredeyse 24 saat stres altında geçirdiğimiz günlük hayatlar. Bunların hepsi kendi sonuçlarını da beraber getiriyor, sağlığımız ve hayatımıza kanseri takdim ediyor.
Kanser kısaca, kontrolsüzce bulunduğu doku içindeki düzeni dikkate almaksızın, bencilce bölünerek çoğalmaya çalışan bir hücrenin etrafındaki dokuyu ve o dokunun geleceğini umursamadan her yeri kaplamaya çalışarak meydana getirdiği bir hücre topluluğu yapısıdır. Temelinde bir hücrede meydana gelir ve kontrolden çıkan bu hücre bölündükçe, çoğaldıkça ya yerinde sayarak etrafa yayılmayan (iyi huylu) bir kitleyi / kisti meydana getirir ya da önüne geleni yakıp yıkan, yayıldıkça yayılıp işgalci davranan (kötü huylu) ve kanser dediğimiz yapıyı, problemi ortaya çıkaran çağımızın belasını ortaya çıkarır. Kanser nasıl oluşur sorusuna cevap verebilmek için ve daha da önemlisi kanserin sebebini daha net anlayabilmek için kanserin doğduğu yere, yani hücreye gitmek, hücrelerimizle tanışmak gerekir. Bedenimizin tümündeki trilyonlarca hücreden sadece birine baktığımızda bir iç dengeyi (homeostasi), bu iç dengenin tabi olduğu bir zaman programını (biyoritm, sirkadian saat) ve yememizin içmemizin temel sebebi olan hücre içi enerji üretimini ve bu enerjiyi üreten mitokondrilerimizi görürüz. Ve kanserin doğuş hikayesi de tam da burada, bu hücresel yapı ve fonksiyonlarla başlar.
Hücre İçi Dengesi
Mevlana güzel sözlerinden birinde der ki: “Ömür akan bir su gibidir, durmadan yenilenir, beden sabit görünse de her an değişir.”
Evet, her an değişen, değişirken dışarıdan ve içerden (vücut içi ve dışı, fiziksel ve ruhsal,) gelen sinyalleri algılayan ve bu sinyallere cevap vererek değişen, su gibi devamlı akan bir bedenimiz var.
Figür: Homeostasi
Bu bedeni oluşturan hücrelerin akışında da homeostasi dediğimiz bir iç denge mevcut. Bu iç denge içerisinde anabolik faaliyetler (gece olan olaylardır, yapıcıdır, enerji tutma, büyüme, hücre ve doku tamiri vb.) ve katabolik faaliyetler (gündüz olan olaylardır, yıkıcıdır, enerji harcama, hareket etme, yağ yakma vb.) biyolojik saatimize, ritmimize uygun ve dengeli bir şekilde akar gider.
 Bu hücre içi dengenin takip ettiği biyolojik saat nedir? kanserle nasıl bir ilişkisi var?
Circadian Rithm (Sirkadiyanritim, Biyolojiksaat):
Nasil ki ömrümüzün bir gününü gece ve gündüz olarak tayin ederiz, hafta, ay ve yıl olarak ömrümüzü sayarız, hayatımızı yaşarız, bedenimizi oluşturan hücrelerin de tabi olduğu bir zamanlama ritmi vardır ve biz buna biyoritm diyoruz. Bu biyoritmde hücrelerimiz güne, güneşin ışığını algılar algılamaz başlar ve güneşin bir sonraki doğuşuna kadar iç dengesini gece ve gündüz olarak bu ritme göre hazırlar ve işler. İşte kanser ya da günümüzde sayabileceğimiz neredeyse bütün rahatsızlıkların temelinde bu biyoritmin zorlanması, sekteye uğraması ya da tamamen dejenere olması yatmaktadır. 
Figür: Sirkadiyan Ritim
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum