Yüzlerce yıllık zanaatın o bölgedeki son temsilcisi

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan Ümit Faruk Buran (48) Osmanlı döneminden bu yana var olan yüzlerce yıllık sadekarlık zanaatının son temsilcisi olarak kaldı. Buran, “Bu yüzyıllardır devam eden bir sanat. Lüleburgaz’da sadekarlığı yapan tek kişi benim. Bizden sonraki nesiller sadekarlığa hevesli olmadığı, doğru düzgün çırak yetişmediği için bizim gibi ustaların sonu gelmek üzere” dedi.

Yüzlerce yıllık zanaatın o bölgedeki son temsilcisi

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan Ümit Faruk Buran (48) Osmanlı döneminden bu yana var olan yüzlerce yıllık sadekarlık zanaatının son temsilcisi olarak kaldı. Buran, “Bu yüzyıllardır devam eden bir sanat. Lüleburgaz’da sadekarlığı yapan tek kişi benim. Bizden sonraki nesiller sadekarlığa hevesli olmadığı, doğru düzgün çırak yetişmediği için bizim gibi ustaların sonu gelmek üzere” dedi.

Yüzlerce yıllık zanaatın o bölgedeki son temsilcisi

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan Ümit Faruk Buran (48) Osmanlı döneminden bu yana var olan yüzlerce yıllık sadekarlık zanaatının son temsilcisi olarak kaldı. Buran, “Bu yüzyıllardır devam eden bir sanat. Lüleburgaz’da sadekarlığı yapan tek kişi benim. Bizden sonraki nesiller sadekarlığa hevesli olmadığı, doğru düzgün çırak yetişmediği için bizim gibi ustaların sonu gelmek üzere” dedi.
Osmanlı döneminde özellikle Ermeni ustaların ellerinden çıkan değerli madenlere şekil verme sanatı olan sadekarlık mesleği sona ermek üzere. Türkiye’de iki elin parmaklarını geçmeyen, Lüleburgaz’da ise tek olan sadekar Ümit Faruk Buran, müşterilerden aldığı özel siparişlerle bu yüzlerce yıldır süregelen mesleği devam ettirmeye çalışıyor.

HARÇLIĞINI ÇIKARMAK İÇİN BAŞLADI
Mesleğinde 40’ıncı yılını doldurduğunu söyleyen Buran, sadekarlığa 8 yaşında bir çocukken tesadüf eseri başladığını söyledi. Buran, İstanbul’da küçük bir çocukken harçlığını çıkarabilmek için Ermeni bir kuyumcunun yanında işe başladığını söyledi. Buran, daha sonra sadekarlık mesleğini esas olarak Aşod Çelebi isimli Ermeni ustadan öğrendiğini söyleyerek, “Benim esas ustam Aşod Çelebi’dir. Bana bu mesleği o öğretti. Ondan öğrendiklerimi üzerine koyarak 40 yıldır devam ettiriyorum” diye konuştu.

YÜZLERCE YILDIR DEVAM EDEN SANAT
Sadekarlık sanatının Osmanlı döneminde doruk noktasına ulaşan yüzlerce yıldır devam eden bir sanat olduğunu hatırlatan Buran, “Bu yüzyıllardır devam eden bir sanat. Lüleburgaz’da sadekarlığı yapan tek kişi benim. Bizden sonraki nesiller sadekarlığa hevesli olmadığı, doğru düzgün çırak yetişmediği için bizim gibi ustaların sonu gelmek üzere. Sade ustası olarak Trakya’da başka biri olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

“HAYAL GÜCÜ ÖNEMLİ”
Sadekarlığın çok incelik isteyen bir sanat olduğunu söyleyen Buran, “Bizim yaptığımız, insanların hayallerine hayat vermek. Müşteri akşam rüyasında bir şey görüyor. Bana anlatıyor. Ben de onu mücevhere dönüştürüyorum. Buraya gelen insan nasıl bir şekil hayal ediyorsa onu yapıyorum. Şu an örümcek motifli broş yapıyorum. Burada tariften ziyade hayal gücü önemli. Bazen insanlar görmediği bir şeyi hayal ediyor. O anda o taşlardan oluşturabileceğimiz motifi biz gerçekleştiriyoruz. Sanatımızın, sevilmesi ve beğenilmesi paradan çok daha önemlidir benim için” dedi.

MESLEK SONA ERMEK ÜZERE
Buran, sadekarlık mesleğini yapmak için alttan yetişen eleman olmadığını söyledi. Buran, artan teknolojik gelişmelerin her el emeği işi olduğu gibi sadekarlığı da vurduğunu söyleyerek, “Sayılı ustalar kaldı. Maalesef makineleşmeye yenildik. Bunun sebebi de insanların daha çok para kazanma hırsı. Bir üründen hızlı bir şekilde binlerce ürün üretme hırsı diyelim. Ancak bu hiçbir zaman el emeği gibi olmuyor. Özel bir ürün olmuyor. Makineden çıkan ürünü herkes kullanır. Ama bizim yaptığımız ürün tek bir kişide bulunur" diye konuştu.
(Tansu Edip Gökbudak/İHA)

YORUMLAR

  • 0 Yorum