Erdal Küçükşehir: 2026 Türkiye ekonomisinde iyimser bir yıl olabilir

TAKİP ET

KOMPEN Genel Müdürü ve Konya AKTÜEL Ekonomi Köşe Yazarı Erdal Küçükşehir, 2026 yılının Türkiye ve dünya ekonomisi açısından nasıl bir yıl olacağına dair öngörülerde bulundu.

Açıklamasında, “2026’yı ekonomik manada ikiye ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Yani ilk 6 ayda hem merkez hükümet, hem de merkez bankası koymuş olduğu enflasyon hedefine uyumlu muhtemelen para ve faiz politikaları izleyecek, hem de yatırımlar tarafında da biraz kısıtlayıcı olacak” diyen Erdal Küçükşehir, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı;

“İkinci yarıyılda ise hükümetin açıkladığı sosyal konut projelerinin ihale aşamasıyla birlikte hayata geçirilmesi gerek 2027 yılının her ne kadar dillendirilmese de seçim yılı olabilme ihtimalinden dolayı para ve mali politikalarda bir nebze olsun gevşeme olabileceğini düşünüyorum. Bunların da mutlaka ekonomiye ve piyasalara olumlu bir katkısı olacaktır.

Tabi şöyle bir yanılgı içerisindeyiz, hem biz, hem toplum faizlerin tekrar küçük hanelere gelmesi gibi bir beklenti içerisinde. Ancak ben yine sistemin kredi faizlerinde seçici davranacağını düşünüyorum, hizmetler tarafından hala tam önlenebilmiş bir enflasyon yok, bunun biraz daha dizginlenebilmesi için kredilerin bütün kalemlerde düşeceğini çok düşünmüyorum işin doğrusu. Bu sebeple kredi faizlerinde daha seçici bir gerileme söz konusu olabilir. Bu da nasıl olur, ihracatı destekleyici, KOBİ’leri destekleyici, kredi garanti fonu kefaletiyle dağıtılan krediler gibi. Konuta özel bir kredi oranı belirlenebilir. Bu tür aksiyonlar alabilir ekonomi yönetimi.

Buna rağmen enflasyonun merkez bankasının hedeflediği rakamları yakalayabilme ihtimalinin olduğunu düşünmüyorum çünkü geçtiğimiz Ocak ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi. Şubat ayı da aynı şekilde beklentilerin üzerinde gelirse zaten ilk 2 ayda enflasyon yüzde 8’ler seviyesine gelmiş olacak ki, yılın geri kalan 10 ayında bunu hedef olan yüzde 16-17’ye getirebilmek açıkçası matematiksel olarak mümkün olsa da piyasa gerçekleriyle örtüşmüyor. Bu yüzden enflasyonun 2026 yılında yüzde 20’nin üzerinde 20-25 bandında bir aralıkta kapatacağını tahmin ediyorum. Tabi buradan yola çıkarak da politika faiziyle enflasyon arasındaki makası da dikkate alırsak, faizlerin minimum düşebileceği rakamın yüzde 30’larda yılı kapatabileceğini öngörüyorum. 2027’nin seçim yılı olabileceğini de hesaba katarsak bunların tekrar revize edilmesi söz konusu olabilir.”

İNŞAAT SEKTÖRÜ 2026’YI İYİ BİR İVME İLE KAPATABİLİR

Bünyesinde beş yüzün üzerinde sektörü barındıran inşaat sektörünün durumu hakkında da önemli yorumlar yapan Küçükşehir, “Şayet sosyal konut projeleri hayata geçerse inşaat sektörü 2026 yılını iyi bir ivme ile kapatabilir, böyle bir ihtimal var. Zaten TÜİK rakamlarına baktığınız zaman da piyasadaki ekonomik gerçeklerle çok da örtüşmeyen, otomobil satışları, konut satışları olsun biliyorsunuz 2025 yılını rekorlarla kapattı. Bu durumun devam edip etmeyeceğini ilk birkaç aylık veriyle söylemek daha gerçekçi olur. Burada ekonomistlerin dillendirdiği altının fiyatlarından kaynaklanan servet etkisi faktörü var. Tabi bu durum ne kadar doğru yada değil bu durum 2026’da daha net ortaya çıkar. Çünkü altında öngörülemeyen fiyat artışları bu konuda birikimleri olan kişilerin yüksek fiyattan bunu elden çıkarıp, ticari alana, otomobile ya da konut alımına dönüştürmeye sebep olduğu iddia ediliyor. Bence de bu durumun içeriğinde gerçeklik payı vardır diye inanıyorum” diye konuştu.

TÜRKİYE İHRACATI VE KÜRESEL EKONOMİNİN DURUMU

Erdal Küçükşehir açıklamasında, “Bir de işin ihracat tarafı var genel ekonomi anlamında. Buna da değinmek gerekirse; Küresel ekonomide yaşanan çalkantılar herkesin malumu. Son dönemlerde ABD Başkanı Trump’ın da etkisiyle dolardan kaçış ya da dolara güvenmeme gibi bir durum söz konusu dünyada. Bu gerek değerli metallerde, gerek piyasalarda öngörülemeyen durumların olmasına da sebep olabiliyor. Gerek Avrupa Birliği’nin açıklamaları, gerek Çin’in kendine özgü swift’in dışında bir para birimi oluşturma çabaları. Bunlar merkez bankalarının da rezervlerinde altın ve diğer enstrümanların daha fazla yer almasına sebep oluyor. Bunları dikkate aldığımızda Türkiye’deki enflasyon oranını ve artan maliyetleri de göz önünde bulundurursak ihracatçının işi 2026’da sanki biraz daha zor gibi görünüyor çünkü kur üzerinde enflasyon kaynaklı bir baskı var. Ama öte tarafta engelleyemediğiniz ve mani olamadığınız gerek kamu, gerekse özel sektör tarafından kaynaklanan ciddi maliyet artışları var. Bunlar tabi sanayici ve işadamlarının ortak sorunu. Maliyet tarafını kontrol edemezken gelir tarafını kurdan kaynaklı olarak bir baskı altında tutunca bilançolarda öngörmediğiniz rakamlar ortaya çıkıyor. Bu ne kadar sürdürülebilir açıkçası bilmiyorum fakat bu nedenlerden kaynaklı ihracatçıların 2026’da da zorlanacaklarını tahmin ediyorum” ifadelerini kullandı.

Erdal Küçükşehir ekonomi para politikası enflasyon