Kreş ve okul çağındaki çocuklarda ateş ve döküntüyle seyreden enfeksiyonların son dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çeken Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sanem Akay, bunların başında el-ayak-ağız hastalığının geldiğini belirtti. Enterovirüs ailesindeki, özellikle Coxsackie virüslerinin neden olduğu Hastalığın çocukların toplu bulunduğu kreş ve okul gibi ortamlarda hızla yayılabildiğini ifade eden Akay, hastalığın genellikle ateş, ağız içinde ağrılı yaralar ve el-ayak başta olmak üzere vücudun farklı bölgelerinde döküntülerle kendini gösterdiğini söyledi. Hastalığın çoğu çocukta hafif seyrettiğini ve yaklaşık 7-10 gün içinde iyileştiğini belirten Akay, yüksek bulaşıcılık nedeniyle özellikle ailelerin ve çocukların bir arada bulunduğu ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. “BULAŞMADA Eller DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN DAHA ÖNEMLİ” El-ayak-ağız hastalığının yalnızca öksürük ve hapşırık yoluyla bulaşmadığını belirten Uzm. Dr. Sanem Akay, virüsün tükürük, burun salgıları, döküntü sıvısı ve dışkıda bulunabildiğini aktardı. Virüs bulaşmış oyuncaklar, kapı kolları, masalar ve ortak kullanılan yüzeylerin de Bulaş zincirinde rol oynayabileceğini ifade eden Akay, özellikle tuvalet kullanımının veya bez değişiminin ardından ellerin yeterince temizlenmemesinin virüsün yayılmasını kolaylaştırdığını söyledi. Akay, küçük çocukların ellerini sık sık ağız, burun ve gözlerine götürdüğüne dikkat çekerek, doğru el yıkamanın hastalıktan korunmada en basit ve etkili yöntemlerden biri olduğunu vurguladı. “DÖKÜNTÜLER GEÇTİ DİYE HİJYEN BIRAKILMAMALI” Hastalığın belirtileri gerilediğinde bulaş riskinin tamamen ortadan kalkmadığını belirten Akay, enterovirüslerin iyileşme sonrasında da bir süre özellikle dışkıyla atılmaya devam edebildiğini söyledi. Bu nedenle hijyen kurallarının yalnızca hastalığın ilk günlerinde değil, iyileşme döneminde de sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Akay, ellerin tuvalet ve bez değişimi sonrasında, çocuğun salya veya burun salgılarıyla temasın ardından, yemek öncesinde ve sonrasında, döküntülü bölgelere temas edildikten sonra ve dışarıdan eve gelindiğinde yıkanmasını önerdi. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye boyunca yıkanması gerektiğini belirten Akay, özellikle kreş çağındaki çocuklarda el yıkamanın yetişkin gözetiminde yapılmasının önemine işaret etti. EL DEZENFEKTANI, SU VE SABUNUN YERİNİ TUTMUYOR Su ve sabuna ulaşılabilen durumlarda özellikle tuvalet ve bez değişimi sonrasında önceliğin el yıkamak olması gerektiğini belirten Akay, eller gözle görülür şekilde kirliyse dezenfektan yerine mutlaka su ve sabun kullanılması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Akay, su ve sabunun bulunmadığı durumlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptiklerinden yararlanılabileceğini aktardı. Oyuncaklar ve sık dokunulan ortak yüzeylerin düzenli temizlenmesinin de bulaşın azaltılmasına katkı sağladığını belirten Akay, hasta çocukların bardak, çatal ve kaşık gibi kişisel eşyalarının başkalarıyla paylaşılmaması ve yakın temasın mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini ifade etti. Akay, küçük yaşta kazandırılan doğru el yıkama alışkanlığının yalnızca el-ayak-ağız hastalığına karşı değil, çok sayıda solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonuna karşı korunmada da önemli olduğunu belirterek, “Çocuklarımızın ellerini temiz tutmak, yalnızca bireysel bir hijyen alışkanlığı değil; kreşte, okulda ve evde diğer çocukları ve aile bireylerini de koruyan önemli bir toplum sağlığı önlemidir” mesajını verdi.
Güncel
Yayınlanma: 25 Ağustos 2026 - 09:54
El-ayak-ağız hastalığında el hijyeni neden bu kadar önemli? En etkili korunma el hijyeni
Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sanem Akay, kreş ve okul çağındaki çocuklarda artan el-ayak-ağız hastalığına karşı doğru el yıkama alışkanlığının önemini vurguladı. Bulaş zincirini kırmak için su ve sabunla hijyenin ve ortak yüzey temizliğinin kritik olduğunu belirtti.
Güncel
25 Ağustos 2026 - 09:54
İlginizi Çekebilir






