Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünyanın en kudretli ve en saygın orduları arasında yer almasının tesadüf olmadığını ifade eden Koçak, bu gücün arkasında yerli ve millî savunma sanayinde yaşanan büyük dönüşümün bulunduğunu söyledi. Yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkması, savunma sanayii ithalatının ciddi biçimde azalması ve sektör cirosunun 20 milyar doları aşmasının Türkiye’nin stratejik bağımsızlığını güçlendirdiğini vurguladı.KAAN, GÖKBEY, AKSUNGUR, KIZILELMA, ALTAY tankı, TCG ANADOLU, MİLGEM projeleri ve TAYFUN balistik füzesi gibi projelerin Türkiye’yi savunma sanayinde üst lige taşıdığını belirten Koçak, ROKETSAN, BAYKAR, ASELSAN ve ASFAT gibi şirketlerin artık küresel ölçekte saygın markalar hâline geldiğini ifade etti. ASFAT’ın ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmesini de Türkiye adına son derece önemli bir başarı olarak değerlendirdi.Savunma ve havacılık ihracatının bu yılın 11 ayı itibarıyla yüzde 30 artışla 7,5 milyar dolara ulaşmasının sektörün küresel rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirten Koçak, bu başarının sürdürülebilir olması için AR-GE yatırımlarının artırılması, üniversite–sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi ve KOBİ’lerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, savunma sanayinde faaliyet göstermek isteyen firmaların izin ve ruhsat süreçlerinde yaşanan sorunların giderilmesi için Millî Savunma Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduklarını kaydetti.









