Artan maliyetlere rağmen yoğun fiyat rekabeti ve önceden imzalanan taşıma sözleşmeleri nedeniyle navlun fiyatlarının aynı hızda güncellenemediği, bunun da sektör şirketlerinin kâr marjlarını daralttığı belirtildi.
“Sadece ciroyla değerlendirmek doğru değil” Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Maliyet artışlarının taşımacılık şirketlerinin kârlılığını ve Operasyonel sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini söyledi. Akça, “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor” dedi. Düşük marjlarla iş hacmini korumanın uzun vadede sürdürülebilir bir model olmadığını vurgulayan Akça, sektörde başarının yalnızca ciro ya da taşınan yük miktarıyla değil, sağlıklı kârlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. NAVLUN ARTIŞI İHRACAT ZİNCİRİNİ DE ETKİLİYOR Taşımacılık maliyetlerindeki yükselişin sadece lojistik şirketlerini değil, üretici ve ihracatçıları da etkilediğine dikkat çekildi. Navlun bedellerindeki artışın tedarik zinciri giderlerini yükselttiği, bu durumun da ihracatçıların uluslararası pazardaki rekabet gücü üzerinde baskı oluşturabildiği kaydedildi. Akça, maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik sağlayıcı arasında şeffaf ve ölçülebilir biçimde paylaşılması gerektiğini belirterek, “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor” diye konuştu. DİJİTAL PLANLAMA VE VERİMLİLİK ÖNE ÇIKIYOR Enes Akça, artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve performans takibinin kaynakların daha etkin kullanılmasını sağladığını belirtti. Akca Lojistik’te WMS ve TMS gibi dijital sistemlerle süreçlerin izlendiğini ifade eden Akça, bu sayede beklemelerin, kapasite kayıplarının ve operasyonel sapmaların daha erken tespit edilebildiğini söyledi. SÜRÜCÜ AÇIĞI DA SEKTÖRÜ ZORLUYOR Akça, maliyet baskısına ek olarak deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacının da sektörde önemli bir sorun olduğunu belirtti. İnsan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydeden Akça, dijitalleşen lojistikte veri analitiği, mühendislik ve yazılım alanlarında yetkin personelin de önem kazandığını vurguladı. Akça, “Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi etkin kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek” ifadelerini kullandı.
“Sadece ciroyla değerlendirmek doğru değil” Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Maliyet artışlarının taşımacılık şirketlerinin kârlılığını ve Operasyonel sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini söyledi. Akça, “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor” dedi. Düşük marjlarla iş hacmini korumanın uzun vadede sürdürülebilir bir model olmadığını vurgulayan Akça, sektörde başarının yalnızca ciro ya da taşınan yük miktarıyla değil, sağlıklı kârlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. NAVLUN ARTIŞI İHRACAT ZİNCİRİNİ DE ETKİLİYOR Taşımacılık maliyetlerindeki yükselişin sadece lojistik şirketlerini değil, üretici ve ihracatçıları da etkilediğine dikkat çekildi. Navlun bedellerindeki artışın tedarik zinciri giderlerini yükselttiği, bu durumun da ihracatçıların uluslararası pazardaki rekabet gücü üzerinde baskı oluşturabildiği kaydedildi. Akça, maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik sağlayıcı arasında şeffaf ve ölçülebilir biçimde paylaşılması gerektiğini belirterek, “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor” diye konuştu. DİJİTAL PLANLAMA VE VERİMLİLİK ÖNE ÇIKIYOR Enes Akça, artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve performans takibinin kaynakların daha etkin kullanılmasını sağladığını belirtti. Akca Lojistik’te WMS ve TMS gibi dijital sistemlerle süreçlerin izlendiğini ifade eden Akça, bu sayede beklemelerin, kapasite kayıplarının ve operasyonel sapmaların daha erken tespit edilebildiğini söyledi. SÜRÜCÜ AÇIĞI DA SEKTÖRÜ ZORLUYOR Akça, maliyet baskısına ek olarak deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacının da sektörde önemli bir sorun olduğunu belirtti. İnsan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydeden Akça, dijitalleşen lojistikte veri analitiği, mühendislik ve yazılım alanlarında yetkin personelin de önem kazandığını vurguladı. Akça, “Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi etkin kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek” ifadelerini kullandı.







