Geçmişten günümüze doğru bir değerlendirme yaptığımızda bilim ve teknoloji alanında devrim niteliğindeki üç önemli olayın, insan yaşamını başka bir boyuta taşıdığını söyleyebiliriz. Bunlar;

Yapay Zekâ (Artificial Intelligence - AI), bilgisayar sistemlerine insan benzeri zekâ ve öğrenme yeteneği kazandırmayı amaçlayan bir teknolojidir. Yapay Zekâ, yeni bir terim gibi karşımıza çıksa da, aslında 1950’lerin sonuna doğru “akıllı makineler üretme ve bilim mühendisliği” olarak tanımlanmıştır. Temel amacı, karmaşık verileri analiz etmek, yorumlamak, kararlar vermek ve problemleri çözmek için insan benzeri akıl süreçlerini taklit etmektir. Yapay Zekâ, günümüzde sağlık sektöründe yaygın bir şekilde kullanılmakta ve kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu durum ister istemez bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir.

Tıp alanında, sanal ve fiziksel olmak üzere iki yapay zekâ modeli kullanılmaktadır. Sanal yapay zekâ, elektronik sağlık kayıt sistemleri gibi uygulamalardan derin öğrenme (Deep Learning - DL) analiziyle hekimlere tedavi kararlarında destek sağlar. Fiziksel yapay zekâ ise robotik cerrahiler gibi fiziksel yaklaşımları içerir. Örneğin, ameliyatlarda kullanılan robotlar fiziksel yapay zekânın bir örneğidir.
Yapay zekânın tıp alanındaki bazı uygulamaları şunlardır:

Bu örnekler, yapay zekânın tıp alanındaki kullanımının geniş bir yelpazesini temsil etmektedir. Yapay zekânın tıp pratiğine entegrasyonu, hastalara daha kesin teşhisler, daha iyi tedavi planlaması, daha az yan etki ve daha etkili sağlık yönetimi sağlama potansiyeline sahiptir.

Terazinin bir kefesinde, olumlu insanlığa faydalı örnekler varken, terazinin diğer kefesinde ise insan gücünün etkinliğinin azalması, insana ihtiyacın azalması, insanın değersizleşmesi, bunun sonucunda bazı iş alanlarının ortadan kalkması gibi sıkıntılı durumlar da vardır. Çalışanların “işlerinin ellerinden alınacağı ve işsiz kalma korkusu” yerine, yapay zekâyı “kendi alanımda nasıl daha etkin kullanırım?” tarzında çözüm arayışları üretmesi uygun bir düşünce şekli olacaktır.

Bu bağlamda hekimlerin klinik değerlendirme, hasta bakımı ve insan dokunuşu gibi kritik yetenekleri sağlamak için yapay zekâyı destekleyici bir araç olarak kullanılması ve iş hayatlarına alması önemlidir. Bu teknolojinin hekimlik sanatını daha önemli hale getireceği düşünmek yanlış olmaz.