Hz. Mevlana'yı Vefa İle Anıyoruz
Hülya Tuğyan ÖZSÜMEN

Hülya Tuğyan ÖZSÜMEN

Hz. Mevlana'yı Vefa İle Anıyoruz

"Sevgide çekilen cefada binlerce vefa var" diyen Hazret -i Mevlana’yı, bu yıl ’Vefa Vakti‘ temasıyla anıyoruz.

Bazı kişiler merak etmektedirler, Hazreti Mevlana Mesnevi-i Şerif’teki hikayeleri nereden duymuş, kimlerden almış? Hz. Mevlana muhakkak ki, bu hikayelerin çoğunu babası Burhaneddin ve Şems i Tebriz-i Hazretlerinden duymuş, bir kısmını da vaktiyle okuduğu kitaplardan, hatırasında kalanlardan almıştır. Ancak bu duyduğu hikayeleri, bir masal gibi anlatmak yerine, anlatmak istediği ilahi ve ledunni hakikatlere birer misal olarak seçmiştir. Mesnevi’ye aldığı hikayelerin kaynakları bazen Hind, bazen de Yunan ve Roma edebiyatına dayanmaktadır. Çünkü büyük bir aşkla sevdiği biricik Peygamberimiz Hazret-i Muhammed A.S. Efendimiz, 'Hikmet müminin yitiğidir, kaybettiği bir şeydir, Çin’de, Yemen’de, nerede olursa olsun bulup, (müminleri hakikatten haberdar etmek için, nasihat için) alın' demiştir.

mevlevi.jpgMesnevi hikayelerini, bu hikayelerin ardında gizlenen hakikatin sesini duymak, ilahi aşkın sırrına varmak için okumalıyız. Bizim Mesnevimiz vahdet dükkanıdır, orada Allah’tan başka ne görürsen puttur diyerek Hz. Mevlana, Vahdet-i Vücud, görüşünü savunmaktadır. Yaradan, gizli bir hazine idim bilinmek istedim diyerek, iyi kötü güzel çirkin, alemde ne varsa, her şey, bilinmek isteyen Yaradanın yansımalarıdır. İnsanlar Allah’tan gelip Allah’a döneceklerdir.

Bu ekolün savunucusu Hz. Mevlana’yı küçücükken Şam’da babası Burhanettin Veled Hazretlerinin yanında gördüğü zaman derya, arkasında koskoca bir okyanusu sürüklüyor diyerek, geleceğin Mevlana'sının nasıl büyük bir insan olacağının kerametini gösteren, Muhyittin Arabi Hazretleridir.

Vefa, kelime anlamı itibarıyla sevgide bağlılık, minnettarlık, sadakat, sözünde durma, verilen sözü yerine getirme gibi anlamlara gelmektedir.

Hazret-i Mevlana hayatında vefayı, kulluğunu en güzel şekilde devam ettirmekle, alemlerin Rabbi olan Allah’u Teala Hazretlerine karşı göstermiştir. Allah’a karşı vefadan sonra, sevgi ve muhabbette derinleşerek, en ulvi, en gerekli vefayı Alemlerin Efendisi olan Hazret-i Peygambere göstererek, ’Ben yaşadığım müddetçe Kur'anın kölesiyim, ben onun yolunun toprağıyım, ayağının tozuyum demiştir.

Hazreti Mevlana’nın hayatında gördüğümüz en büyük vefa örneklerinden birisi de, kendisi derin bir ilim sahibi, bir hadis profesörü, sayılan, çok sevilen, bir alim zat iken manevi bir işaretle karşısına çıkan Şems-i Tebrizi Hazretlerinin, Ey koca Mevlana, artık senin yerin gönüllerdir diyerek bütün kitaplarını evinin havuzuna atmasıyla, O’nu manevi alemin derin sularında yüzmesine vesile olan Şems’e karşı duyduğu derin minnettarlıktır. Şems’i Tebrizi Hazretleri kaybolduğu sıralarda, büyük bir özlemle, içi yana yana, ondan bir haber getiren olur mu diye bekleyen Hz. Mevlana’yı, Şems’i gördüm diyen bir şahsa hırkasını vererek, yanındakiler, o yalan söylüyor dediklerinde, yalanına, hırkamı verdim, doğru olsa canımı verirdim diyerek derin sevgi, saygı, minnettarlık, kısaca çok güzel bir vefa örneği göstermiştir.

sema.jpgBütün değerlerin içinin boşaltıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu içi boş kavramların içinde de en çok karşılaştığımız sözcük AŞK. Neden derseniz? Biz en büyük vefasızlığı Rabbimize karşı gösteriyoruz. Derin düşünecek olursak ne anne, ne baba, ne kardeş, ne eş, hiç kimse ne yaparsan yap, hiç bu kadar karşılıksız verebilir mi? Menfaatlerin çakıştığı ortamda insanoğlu en zalim yaratılanlardan birisidir. Seni en çok sevdiğini söyleyen kişi bile öldükten sonra bu kabirde yalnız nasıl yatacak diyerek bir saat bile fazla durmaz. Ama insan günümüzde en ufak bir ters düşmesi durumunda elinin tersiyle itebileceği bir kişiye karşı duyduğu cinsel arzulara bile aşk diyecek kadar basitleşmiş, kendisine sonsuz nimetler veren Rabbine büyük nankörlük yapmıştır.

'Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü' diyen Yunus Emre, tüm evrendeki yaratılmış varlıkları Yaratanın Allah olduğunu ve bu yüzden her canlıyı hoş görmek gerektiğini bizlere kısaca bu sözüyle özetlemiştir. Yaradan her şeyin özü tek ve büyüktür. O yüzden Allah’ı Teala'nın 99 Esma-i Hüsna'sının en sonuncusu sabırdır, en büyük mükafatı da sabredenlere vereceğini belirtmektedir.

Günümüzde insanların birbirlerine tahammülü kalmamıştır. Halbuki göz açıp kapayıncaya kadar ki şu kısacık hayatımızda çevremizdeki her canlıya değer versek, kalp kırmasak, herkesin gönlünü yapmaya çalışsak, zorda kalan, ihtiyacı olan herkese yardım elimizi uzatsak, kısaca baki kalan bu kubbede bir hoş seda bırakabilsek ne güzel olurdu.

sems.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum